Babama 14.10.2006 tarihinde malin melanom teşhisi konulmuştu. Teşhisi koyan doktor babama max.12 ay yaşam şansı vermişti. Tabii bunu babama söylemedik.15.11.2007 tarihinde beyin metastazı teşhisi konuldu. Ameliyat oldu herşey normale döndü. Ta ki Radyoterapi denilen illet tedaviye geçilene kadar. Babamın beynindeki kitle büyük olduğundan tüm beyne yoğun olarak 10 gün radyasyon verildi. İlk günler gayet iyi olan babam 1 hafta kadar sonra kötüleşmeye başladı. Bağışıklık sistemi yavaş yavaş tükenmeye başladı. Bu süreci fırsat bilen mantar(candida) enfeksiyonu hemen devreye girmiş ve vücudunu esir almıştı. Aynı zamanda babamın alnı ve yüzü radyoterapi sebebiyle komple yanmış kabuk bağlamıştı. Babam artık tanınmaz haldeydi . Sanki yangından kaçmış ve yanık tedavisi görüyor gibiydi. Bununla beraber konjuktivit denilen göz alerjisi de başlamıştı. Gözleri çapak içinde ve kıpkırmızıydı. Kısacası Radyoterapi denilen illet babamı bitirmişti.
Bu süreçte internet üzerinde sürekli olarak araştırma halindeydim. Google da girip çıkmadığım yer kalmadı. İlhan Demir isimli bir beyin kanser hastaları için tedavi amaçlı önerdiği kantaron otu ve yağı ile ilgili olarak bir çok referansa ulaştım. Sonra İlhan Bey'in kendisini arayıp babam hakkında bilgilendirdim. Kendisi beyin tümörü ameliyatlarında %100 temizlenme sağlanmadığını ve sonrasında uygulanan radyoterapinin hastalığı durdurmaktan ziyade iyice hızlandırdığından bahsetti. Duyduklarımıza inanamamıştık. O günlerde bunlar çok da doğru gelmemişti bize. Açıkçası inanmamıştık İlhan Bey'e. Sonra yeni çekilen mr raporlarını inceledim. Gördüm ki İlhan bey çok haklıymış. Radyoterapi öncesi sadece sol lob da olan ve ameliyatla temizlenen metastaz tümör radyoterapiden sonra beyin sapına kadar yayılmış.. Ve tüm semptomlar bununla ilgiliymiş. Ama artık çok geçti. Keşke şu radyoterapiyi hiç yaptırmasaydık babama. Yada radyoterapi esnasında İlhan Bey'in kantaron yağıyla vücudunu destekleseydik. Olanla ölene çare yoktu. Olan babama olmuştu zaten ölen de yine babam oldu. Çok yazık oldu...
Şimdi soruyorum sizlere .. Herhangi bir sıkıntısı olmayan bir yakınınızın başına böyle bir hastalık gelse (Allah korusun) ve doktoru radyoterapiyi şart koşsa siz buna hayır diyebilir misiniz? Bunu diyen bir doktor sonuçta.. Hangi vicdan bu tedaviyi reddedebilir. En azından siz bunu reddedebilirmiydiniz.
Peki siz sevgili onkologlar.. Bu sorularım da sizlere.
1-Ne zaman önünüze gelen her hastaya aynı tedaviyi uygulamaktan vazgeçeceksiniz? Böylesine ciddi bir hastalığın tedavisi sizce kişiye özel mi yapılıyor?
2-Neden Türkiye'de bu hastalığın tedavisine ilişkin bir çalışma yapılmıyor? Neden hep Ortodoks Tıp yapıyor biz kullanıyoruz?
3-Peki bağışıklık sistemini altüst eden bu tedavileri yaparken neden immün sistemi sağlam tutabilecek artı tedaviler uygulamıyorsunuz?
4-Neden her hastayı kobay olarak görüyorsunuz ?
5-Kanser bir gün sizi yada yakınlarınızı yakalarsa sıradan hastalara uyguladığınız tedavilerin aynısını mı uygularsınız?
6-Gayet sağlıklı görünen ama kanserli olan bir hastayı uyguladığınız tedavilerle bir kaç ayda tanınmayacak şekle soktuğunuzda ilk hissettiğiniz şey nedir? Kader mi yoksa kadersizlik mi?
7-Kemoterapi ve radyoterapinin yaşam kalitesini yükselttiğini samimi bir şekilde söyleyebilrmisiniz?
8-Hipokrat'ın tıp dünyasına kazandırdığı bir söz, “hastalık yok, hasta vardır” ! Bu tedaviler sizce hastayımı yoksa hastalığımı yok ediyor?
9-Hastaların yüzüne ........ kanserisin dediğinizde hiç kendinizi o hastanın yerine koyduğunuz oluyor mu?
10-Alternatif tedavilere neden bu kadar karşısınız ? En azından uyguladığınız illet tedavileri destekleyecek! bitkisel karışımları neden hastalarınıza önermiyorsunuz? Doğaya karşı neden bu kadar düşmansınız?
11-Kanser tedavisi sırasında neden hastayla sadece onkolog görüşüyor. Yani bu hastalığın üstesinden sadece onkolog gelebilir mi? Cerrah, patalog, branş uzmanı ve onkoloğun koordineli olması gerekmiyor mu?
Sizce kemoterapi ve radyoterapi nin en önemli yan etkisi ÖLÜM olabilir mi?
Bu süreçte internet üzerinde sürekli olarak araştırma halindeydim. Google da girip çıkmadığım yer kalmadı. İlhan Demir isimli bir beyin kanser hastaları için tedavi amaçlı önerdiği kantaron otu ve yağı ile ilgili olarak bir çok referansa ulaştım. Sonra İlhan Bey'in kendisini arayıp babam hakkında bilgilendirdim. Kendisi beyin tümörü ameliyatlarında %100 temizlenme sağlanmadığını ve sonrasında uygulanan radyoterapinin hastalığı durdurmaktan ziyade iyice hızlandırdığından bahsetti. Duyduklarımıza inanamamıştık. O günlerde bunlar çok da doğru gelmemişti bize. Açıkçası inanmamıştık İlhan Bey'e. Sonra yeni çekilen mr raporlarını inceledim. Gördüm ki İlhan bey çok haklıymış. Radyoterapi öncesi sadece sol lob da olan ve ameliyatla temizlenen metastaz tümör radyoterapiden sonra beyin sapına kadar yayılmış.. Ve tüm semptomlar bununla ilgiliymiş. Ama artık çok geçti. Keşke şu radyoterapiyi hiç yaptırmasaydık babama. Yada radyoterapi esnasında İlhan Bey'in kantaron yağıyla vücudunu destekleseydik. Olanla ölene çare yoktu. Olan babama olmuştu zaten ölen de yine babam oldu. Çok yazık oldu...
Şimdi soruyorum sizlere .. Herhangi bir sıkıntısı olmayan bir yakınınızın başına böyle bir hastalık gelse (Allah korusun) ve doktoru radyoterapiyi şart koşsa siz buna hayır diyebilir misiniz? Bunu diyen bir doktor sonuçta.. Hangi vicdan bu tedaviyi reddedebilir. En azından siz bunu reddedebilirmiydiniz.
Peki siz sevgili onkologlar.. Bu sorularım da sizlere.
1-Ne zaman önünüze gelen her hastaya aynı tedaviyi uygulamaktan vazgeçeceksiniz? Böylesine ciddi bir hastalığın tedavisi sizce kişiye özel mi yapılıyor?
2-Neden Türkiye'de bu hastalığın tedavisine ilişkin bir çalışma yapılmıyor? Neden hep Ortodoks Tıp yapıyor biz kullanıyoruz?
3-Peki bağışıklık sistemini altüst eden bu tedavileri yaparken neden immün sistemi sağlam tutabilecek artı tedaviler uygulamıyorsunuz?
4-Neden her hastayı kobay olarak görüyorsunuz ?
5-Kanser bir gün sizi yada yakınlarınızı yakalarsa sıradan hastalara uyguladığınız tedavilerin aynısını mı uygularsınız?
6-Gayet sağlıklı görünen ama kanserli olan bir hastayı uyguladığınız tedavilerle bir kaç ayda tanınmayacak şekle soktuğunuzda ilk hissettiğiniz şey nedir? Kader mi yoksa kadersizlik mi?
7-Kemoterapi ve radyoterapinin yaşam kalitesini yükselttiğini samimi bir şekilde söyleyebilrmisiniz?
8-Hipokrat'ın tıp dünyasına kazandırdığı bir söz, “hastalık yok, hasta vardır” ! Bu tedaviler sizce hastayımı yoksa hastalığımı yok ediyor?
9-Hastaların yüzüne ........ kanserisin dediğinizde hiç kendinizi o hastanın yerine koyduğunuz oluyor mu?
10-Alternatif tedavilere neden bu kadar karşısınız ? En azından uyguladığınız illet tedavileri destekleyecek! bitkisel karışımları neden hastalarınıza önermiyorsunuz? Doğaya karşı neden bu kadar düşmansınız?
11-Kanser tedavisi sırasında neden hastayla sadece onkolog görüşüyor. Yani bu hastalığın üstesinden sadece onkolog gelebilir mi? Cerrah, patalog, branş uzmanı ve onkoloğun koordineli olması gerekmiyor mu?
Sizce kemoterapi ve radyoterapi nin en önemli yan etkisi ÖLÜM olabilir mi?